4 Mayıs 2008 Pazar

NE GECEM BELLİ NE GÜNDÜZÜM

1 Kasım 2000
Çarşamba

Saat: Ne farkeder ki... Ne gecem belli, ne gündüzüm.


YARINLARA

Dur kardeş dur !
Düşün insanlık için yaptıklarını.
Kafanı iyice yor.
Hatırla dert üstüne katılanları

Kınama beni, onu, şunu...
Ayıplamaya kendinden başla
Yok et, şu anlamsız kötü oyunu
Anlayana çiçeler sunmaya başla.

Dedirtme iyiliğe enayilik
Çekmesin gönüller sefillik
Karşılama nefretle sevgiyi
Sevginin sonu iyilik, güzellik.

Düşüncenin önüne geçmesin bentler, setler
Kaldır akıl ve gönül yasağını
İnsanoğlu kalpten sever
Unuttur, güzelliğin cisim ile sınırlandığını...


Selam Cefakar Dost !

Bir bingo beyazı yapraklarını beğeneceğini umduğum bir şiirle başlayarak gıdıklamak istedim. İsmimin önemi yok.

Az önce odama geçip kitabımın kapağını tam açmıştım ki aklıma sen geldin. Ve " Boş ver " diyerek kapadım kitabı. Altı senedir tüm ailenin kahrını çeken televizyonun karşısında yazmaktayım bunları sana... İstersen gel seninle şu leziz TV kanalları arasında bir gezintiye çıkalım.

Bu şahane kanalların birinde :

Fakir, ama gururlu aile kızı olan Hülya Koçyiğit ( Kod adıyla Nalan .) Küçük Sezercik'e aslında babasız olmadığını, babasının uzun bir yolculukta olduğunu anlatadursun...

Bir Türk kanalı olduğunu umduğum, fakat isminde Türkçeden eser bulamadığım Mega Music Channel'de İbrahim Erkal'ın , Zonguldak'ta çekilmiş , deriiiin manalar içeren klibi gösterilmekte... Allah'ım şarkının ve gösterilerin birbiriyle bu kadar uyum içinde olduğu bir klip daha görmedim !? Bu klipte bir madenciyi canlandıran Ünlü Türk Düşünürü İbrahim Erkal:
" Lanet olsun, sözüm geçmiyor. Oysa nasıl sevmiştim seni... "
gibi bir sevgiliye yazıldığı açık olan sözler eşliğinde " Göçük " altındaki arkadaşını kurtarır. Bu arada sevgilisi için oldukça endişelenen güzel kız dışarda onu beklemektedir.
Ayrıca bu klipte merak ettiğim bir nokta var. Güzelliğinin farkında olan bayanların, paçasından para ve karizma dökülmeyen erkeklere bakmadığı günümüzde, hangi dünyalar güzeli bayan, böyle gariban bir madenciyle bereber olabilir ? Tartışılması gerek... Eeeee gönül bu, ota da konabilir... Aman dikkat !

Televizyonumuzun bu sıkıcı durumu yalnızca çarşamba günlerine özgü değil. Örneğin : Pazartesi günleri başlangıçta spor programları olarak yola çıkar; spor müsabakalarını, sporcuların parıltılı yaşamlarını konu eder. Fakat son günlerde özellikle mankenlerin kalça, göbek müsabakalarını gösteren " Televoleler" var...

Dilersen yıllar geçtikçe evrim gösteren televolelerin haberlerine şöyle bir bakalım:

1- İki Sene Önce : " Beşiktaş'ın ünlü oyuncusu Şifo : Bekarlık canıma tak etti diyor. "

Buraya kadar her şey güzel. Bir de şunu dinleyelim :

2- Bir Sene Önce : " Koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Pınar Eliçe, Beşiktaş'ın haline çok üzüldüğünü söyledi... "

Hadi buna da bir şey demedik. Spor ile az da olsa ilgisi var diye. Peki şuna ne dersiniz ?

3- Birkaç Ay Önce : " Flaş, flaş, flaş... Fenerbahçeli olarak tanıdığımız ünlü sanatçı Sibel Can 'ın kocası Sulhi Aksüt tutuklandı... "

Pes doğrusu, ama ben fazla kötümser değilim. Birkaç yıl sonra " Kim Beş Yüz Milyar İster ? " gibi genel kültüre dayalı programlar ; " İkinci Bahar " gibi bizi bize anlatan güzel diziler ve " Discovery Channel " gibi müthiş belgeseller yayınlayan programlar ve kanallar arttıkça Televoleleri, Çarkıfelekleri, Miroğlunu, Memolileri ... yüzümüzde küçük bir tebessüm ve dilimizdeki " cık cık " sesleri ile hatırlayacağız.

Soğuk esprilere gelince... Benim amacım, okulda bulunduğumuz süre içersinde devamlı gülmek ve güldürmek... Garip gelebilir. Ama okul, benim gerçekten stres atma aracım. Kitaplar, televizyon, yatak üçgeni içersinde sıkışmış hayatımın , ancak okulda sizlerle iken farkına varabiliyorum. Malumunuz, her dakika sıcak espri yapılmıyor. Ben de her dakika soğuklarından yapıyorum. İçlerinde hiç sıcak yok değil hani ... Ayrıca beni eleştiren insanların , dünyanın en duygusal insanlarının en çok gülen veya güldüren insanlar olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurarak hakkımda yorum yapmalarını rica ederim.

Sana defterimde yazılı bulduğum bir şiirle veda etmek istiyorum. Şiir sıcaklığıyla kal, hoşçakal...

SON BAHARDIR MEVSİMİM

Yine çıktım karşılamaya
Ağlayan yalnız bulutları
Başladım arşınlamaya
Sensiz ve ıslak yolları.

Kulağımı okşar iken
Hışırtısı yaprakların
Aklımda fikrimde sen
Ve can alıcı bakışların.

Karışır yaşlarım
Yaşlarına bulutların
Tufanlar koparır sevgin
Derinlerinde aklımın.

Fısıldarım çektiklerimi
Kulaklarına bulutların
Müptelası oldum
Gariban yolların, yollar garibanın.

Sebebimdir bu bakışlar
Dostumdur bu yağmurlar
Sırdaşımdır kara bulutlar
Son bahardır benim mevsimim.

Ozan Ozan


Ozan K......
8/A - 575


Hiç yorum yok: