12 Mart 2008 Çarşamba

BEKLEDİM DE GELMEDİN

"Bekledim de gelmedin
Hiç mi beni sevmedin ?
Söyle söyle söyle...
Hiç mi beni sevmedin ? "

3 Mart 2008 Pazartesi

DEVAM ETSEM Mİ?

Başlarken çok heyecanlandım.
Yazmayı sürdürürken o yıllar daha dün gibi gözümün önünde canlandı. Unutmamışım, hiç unutmamışım... Sanki tahtada, elinizde günlük okuyordunuz. Sesiniz kulağımda çınlıyordu.
Bir an önce bitse de derse geçsek diye içten içe sabırsızlanıyordum... O zaman bunu da önemsiyordum ama ders de çok önemliydi. Sınava hazırlanıyordunuz.
Çok da zevkle dinlediğinizi görüyordum.
Aranızda en yeni bendim. Bu okuldaki ilk yılımdı... Sizleri tanımaya çalışıyordum. Başarılı, duyarlı, sevgi dolu, bilinçli gençler olacağınız hemen anlaşılıyordu.
Birlikte yaptığımız münazaralardaki coşkunuz, hazırlıklarınız, dersten sonra da düzeyli bir şekilde tartışmaları sürdürmeniz çok güzeldi...
Şimdi geriye bakıp düşününce güzel yaşanmışlıkların dışında elimizde somut olarak bu defterin var olduğunu gördüm. İyi ki yazmışsınız. İyi ki yazdırmışım.
Bu defter sizin defterinizdi. Sizler yazmıştınız. Bende emaneten duruyordu. Bir kişi olsaydı, verip kurtulurdum belki. Ama çoktunuz. Aklıma bu yol geldi. Sevindim... Hemen yazmaya başladım...
Şu anda ise kararsızım... Beklemeye aldım. Sizlerden gelecek tepkilere göre devam edeceğim.
Hepinizi çok seviyorum. Başarı haberleriniz beni mutlu edecektir. Satırlarınızda buluşmak üzere...
Türkçe Öğretmeniniz.

1 Mart 2008 Cumartesi

MERHABA SINIFIMIZIN EN DEĞERLİ VARLIĞI, MERHABA GÜNLÜK

Ben Seçil... Sizinle bu yıl ilk kez tanışıyorum. Doğrusu bu ya , seni aradan geçen yaz tatilinde çok özledik. Sana değerli diyorum, çünkü sen üç yıldır sınıfımızın aynasısın. 8-A Sınıfı bu güne kadar ne yaşadıysa, üyeleri neler hissettiyse hep sana yazdı, senin aracılığınla sınıf arkadaşlarıyla paylaştı.

Neyse, şu anda düşünüyorum da insanın hayattaki en büyük hedefi mutlu ve sağlıklı olabilmek olmalıdır. Çünkü ortaya koyduğumuz hedeflerin hepsi sonuçta mutlu olabilmek içindir. İnsanlar çalışır (okul hayatında); nedeni ilerde güzel bir iş sahibi olmak yanında yarınlarını güvenceye almaktır. Aynı zamanda da mutlu olmaktır.

Bizlerde şu anda büyük bir sınav için hazırlanıyoruz. İnanıyorum ki çoğumuz bu sınavı kazanacak kapasitedeyiz. Gece gündüz çalışıyoruz. Çünkü ilerde mutlu olmak istiyoruz. Ancak eğer kendimizi strese sokarsak hem ruhen hem de bedenen yıpranırız. Psikolojik dengemiz de bozulur. Ben de sevgili arkadaşlarıma şöyle seslenmek istiyorum:
"Şartlar bizi zorlasa da kendimiz stres yapmadan çalışalım!"
Yoksa:

"Öyle canıma okudu ki bu çetin yaşam
Oldum olası yüreğime taş basıyorum.
Düşlerimde bile olsun bir mutluluğa rastlasam
Alışkanlık olmuş, gülecek yere ağlıyorum."

dizelerini söyleyerek hayatımızı geçirebiliriz.

Derken, bir konuya daha değineceğim.

Bu, bizim, bir arada belki de son senemiz. Ve buna gerçekten çok üzülüyorum.Dört senede tam da birbirimize alışmışken... Neyse ki bu sınıfı asla unutmam mümkün değil.

( Ozan'ın yazdığı "Kahırhanemiz" şiiri sınıfımızın gayri resmi şiiri- ile belleklerimizde 8-A hep olacak.)

Fen Lisesi'nde görüşmek üzere 8-A , gelmiş geçmiş tüm öğretmenlerimize saygılarla...

Seçil Ç..........

Not: Bir dahaki görüşmemizde seni bu kadar üzmeyeyim bari !..

HERKESE MERHABA

09.10.2000

Şu anda saat 20.20 ve yapacak hiçbir iş bulamıyorum. Aslında yapmam gereken işleri yapmak istemiyorum. Fakat aklıma Sınıf Defterinin bugün bende olduğu geliyor ve hemen yazmak için masaya oturuyorum.
Ancak, ne güzel bir şiir bulabiliyorum; ne de başımdan geçen bir olayı hatırlıyorum. Ben de sizlerle "Mutlu Olmak" konusunda konuşmak istiyorum.

Bence mutlu insan , akıllı insandır. Yaşadığı her anın değerini bilir. Hayata sımsıkı sarılır. Karşısına ne engel çıkarsa çıksın moralini bozmaz ve yılmaz, başından geçen olaylardan ders alır. Kötü deneyimlerinde de iyi bir yan bularak mutluluğuna devam eder. Böylece çevresindeki insanlara neşe saçar. Bundan dolayı mutlu bir insan olmak kadar, mutlu bir insanla dost olmakta ayrıcalıktır.

Mutluluk herkes için farklı şeyler ifade edebilir. Ancak "aşk" her insanı mutlu eder. Peki aşk nedir? Bu sorunun cevabı olarak Orhan Pamuk'un Yeni Hayat adlı kitabından bir bölüm yazmak istiyorum.

"Aşk teslim olmaktır. Aşk, aşkın sebebidir. Aşk anlamaktır. Aşk bir müziktir. Aşk ve soylu yürek aynı şeydir. Aşk hüznün şiiridir. Aşk kırılgan ruhun aynaya bakmasıdır. Aşk geçicidir. Aşk hiçbir zaman pişmanım dememektir. Aşk bir kristalleşmedir. Aşk vermektir. Aşk bir cikleti paylaşmaktır. Aşk hiç belli olmaz. Aşk boş bir laftır. Aşk Allah'a kavuşmaktır. Aşk bir acıdır. Aşk melekle göz göze gelmektir. Aşk gözyaşlarıdır. Aşk telefon çalacak diye beklemektir. Aşk bütün bir dünyadır. Aşk sinemada el ele tutuşmaktır. Aşk bir sarhoşluktur. Aşk bir canavardır. Aşk körlüktür. Aşk yüreğin sesini dinlemektir. Aşk kutsal bir sessizliktir. Aşk şarkılarda konu edilir. Aşk cilde iyi gelir. Aşk birisine şiddetle sarılma, onunla aynı yerde olma özlemidir. Onu kucaklayarak , bütün dünyayı dışarda bırakma arzusudur. İnsanın ruhuna güvenli bir sığınak bulma özlemidir."

İşte böyle. Bence eğer birine aşıksanız, bunu ondan saklamayın ve mutluluğunuzu ertelemeyin...

Son olarak Ozan arkadaşımızdan bir şiir:

AYNA

Önümden, yüreğimden uçup gitme ayna
Yaşayamadım ne onu ne gençliğimi doya doya
Aman sivilcelerimi götürme yanında
Söyle, ne vardı erkenden bu ayrılığa

Götürmeyeceksin değil mi?
Şu çırpınan garip kelebeği göğsümden alıp
Olmasa da ne arayan ne soran
Duramaz yerinde o güzel prensesi görüp.

Neslihan A...........

YASAK

8 Ekim 2000
Pazar

Kayalıklarda gördüm seni, umutsuz bir günde... Fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti.
O kayalıklarda, geçen yıl, bir genç intihar etti. Ben de o kırgın aşık gibi burada öleceğim.

YASAK

Yasaklar dünyasındayım !
Yârin yanağını koklamak
yasak.
Aranızda tel örgü
Ve gardiyan olmadan
Konuşmak kardeşimle
anamla
yasak.
Yazdığın mektubun
Kapatmak zarfını
Ve zarfı yırtılmamış
Mektup almak
yasak.
Yatarken lambayı söndürmen
yasak
Tavla oynaman
yasak
Ve yasak olmayan değil
Yüreğinde gizleyip
Elde kalabilen şey;
Sevmek
Düşünmek
Ve anlamak...

(Nazım Hikmet)


BEBEĞİM

Sevgi sözcükleri
Senin dudaklarından
Bir başka dökülür
Bebeğim.

Güneş senin gözlerinden doğar,
Işıl ışıl ve sımsıcak
Papatyalar,
Senin ellerinden bakar
Gülümseyerek gökyüzüne
İşte böyle akar sevgiler

Bahar sen gülünce,
Kış, sen üzülünce başlar.
Çalar kapımızı kuvvetlice.
Mutluluk dediğin ise
Hep senin şarkılarındadır.
Yarım kalan sözlerindedir.
Bebeğim, yarım kalan sözlerinde...

***

Yıllar ta sonsuza uzanır duygular gibi
Gözyaşı eritir kalbimizi acılar gibi.
Yıllar, yıllar ağarmış saçlar gibi
Yalnız SEVGİDİR hatırlanmaya layık
SEN GİBİ,
BEN GİBİ...

Bir dahaki sefere tanışmak üzere...

Tuğrul M....
189- 8/A

MERHABA GÜNLÜK

5 Ekim 2000
Perşembe
Saat: 20.00

Ben Sena... Liste başı olan 51 numaralı öğrenci...
Belki liste başı olan kitabım, şarkım, CD' im yok, ama yoklama listesinde bu böyle... Buna alışacaksın.

Bugün odamın penceresinden, üzerine toprak yığılı yolda oynayan çocukları izliyordum ve konu eksikliği çektiğimde beni kurtaran Can Dündar'ın 27 Eylül 2000 tarihli "Küçük Dostum" başlıklı yazısı aklıma geldi.

Can Dündar, bize hayatın yoğun trafiğinde durup düşündürecek bir konuya değinmiş. Evet hayatın anlamını düşündürecek... Babası bir diplomat, kendi on bir yaşında ve evin tek çocuğu. Her zamanki gibi okula gittiği bir günde bu arkadaşımız fenalık geçirip bayılmış. Hastanede beyninde bir tümör olduğu anlaşılmış ve daha kötüsü, acilen ameliyat olmazsa ölümle karşı karşıya gelebilirmiş.
Küçük çocuğun ailesi Amerika'ya mı göndersek, Türkiye'de mi kalsa diye düşünürken dostumuz " Burada kalalım." demiş. Biraz korkmuş tabii... "Aslında kan alınırken yapılan iğne canımı acıtıyor; ondan korkuyorum daha çok..." demiş.
Sabah ameliyata girerken annesine bir kağıt tutuşturmuş.
"Oyuncaklarımı şuna, bilgisayarımı buna verin !" diye yazılan küçük bir vasiyet !..
Bekledikçe zaman geçmek bilmez ; o ameliyat gecesi sanki günler sürer. Ve bu sırada akla "Beklenen" adlı Necip Fazıl'ın şiiri geliyor ister istemez.

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar...

Ve o uzayan saatler, sonunda bitmiş. Sabah yüzler yorgun doktoru beklemişler.
Doktor , sonunda gelmiş ve tehlikeyi atlatmış küçük arkadaş...

Bu olay yaklaşık iki hafta önce gerçekleşmiş. Peki bizim çıkaracağımız pay nedir, bu olaydan ? "Düşmanımın başına vermesin!" diyerek dualar okumak mı? "Canım, yavrum" diyerek çocuğumuza sevgimizi vermek mi?
Bence sonsuza kadar insanlar ikinci seçeneğe ihtiyaç duyuyor, ama "Ayıp olur"
"Aman ne gerek var !" demek daha zor olmasa gerek.
Çünkü herkes küçük dostumuz kadar şanslı olmayabilir ve aklımız başımıza geldiğinde geç kalmış olabiliriz... Benden söylemesi...

Görüşmek üzere !

Bir Söz:
"Yaşam, biz başka planlar yapmakla meşgulken , olagelen şeylerdir.
( John LENNON)

Sena E........
8/A 51