28 Şubat 2009 Cumartesi

HEM KIYAKÇI HEM HOVARDA


5 Şubat 2001
Pazartesi


Selam Günlük,

Bugün bir değişiklik yaparak sana şiir yazmak istedim. Umarım beğenirsiniz.


KELOĞLAN DER Kİ...

Eşeği saldım çayıra
Mevlam memuru kayıra
Sonumuz gitmez hayıra
Bizi aç bırakan utansın

Kader bize hiç gülmedi
Zam arkası kesilmedi
Hakça düzen kurulmadı
Hortumular utansın

Banka battı neyimize
Kazık girdi hepimize
Artık tak etti canımıza
Batıranlar utansın

Açlar toklar bir arada
Yem olmuşuz , kurda kuşa
Hem kıyakçı , hem hovarda
Çıkarcılar utansın

İnek sattın vekil oldun
Sinek iken arı oldun
Erkek iken dişi oldun
Neşterciler utansın

Hazine bir dipsiz kuyu
Siyasetin çirkin huyu
Vatandaş sen ayakta uyu...


HOŞÇAKAL...
Çağdaş E.... E...

25 Şubat 2009 Çarşamba

WANTED


2 Şubat 2001
Cuma


Merhaba Günlük,

Bugün dershanede deneme sınavımız vardı. Ve bu kez sınav pek iyi geçmedi. Sonuç olarak evde babamın garip soruları ve tavsiyeleri karşısında bunalmak zorunda kaldım. Artık buna bir son vermek gerekiyor. Galiba çözüm, kendimize göre anne ve babalar bulmakta...

WANTED

Karnede kırık notu olunca kızmayan, sınav sonraları sakin olan, evi bir anda ringe çevirmeyen , akşamları televizyon seyrettiren, bilgisayar oyunlarını zevkle izleyen , yüzü hep gülen, daima "çalış" demeyen otuz dört adet anne baba aranmaktadır. Bu niteliklere sahip olanların 8-A sınıfı başkanı , yüce insan Seçkin K....'e başvurmaları rica olunur.

Şimdilik HOŞÇAKAL !..

Çağdaş E.... E.. .

23 Şubat 2009 Pazartesi

ISPANAK MAHKEMESİ


30 Ocak 2001
Salı


Merhaba Günlük,

Geçen akşam patates karargahında vukubulan cinayette acı patlıcanın oğlu deli domates tarlada on sekiz yerinden bıçakla yaralanmış.

Emniyet görevlisi kabak ve emniyet müdürü hıyar tahkikata girişmişler. Tahkikat neticesinde deli domatesin suçlu olduğu ortaya konularak yakalanıp ıspanak mahkemesine teslim edilmiştir. Bir hayli sinirlenen müddeymün turp efendi hiddetinden kıpkırmızı kesilmiştir.

Sebzeler kanununun 17. maddesinin 118. fıkrasının C bendi gereğince deli domatesin salata yapılmasına karar vermiştir. Bunu duyan deli domates alkanlar içerisinde yerlere serilmiştir. Yarası sirke ve zeytinyağıyla pansuman yapılıp tuz ve biberle ilaçlanarak boğaziçi hastanesine gönderilmiştir.

Tedavi esnasında hastanenin bahçesinde gezerken kendisini mengenenin arasına kıstırarak felç olmuştur. Buradan yuvarlanıp asvaltı tünelden geçip hastanenin mide kliniğine gelmiştir. Deli domatesin bünyesi iyice zayıflamış olduğundan ameliyata dayanamayarak ölmüştür.

Lüzumlu kısmı ise burada bırakarak geri kalan kısmı ise hastanenin arka kapısından dışarı çıkartılmıştır.

Tekrar görüşünceye dek HOŞÇAKAL!..

Çağdaş E... E..

19 Şubat 2009 Perşembe

O ANDA KÖPEK OLMAYI GALİBA İSTEDİM

26 Ocak 2001
Mübarek Gün


Selam Günlük,


İkinci kez sana yazmak aslında benim için önemini yitirmişti. Ama senin bana tatil arefesinde gelmiş olman ve on sekiz gün boyunca sana istediğim gibi yazacak olmam önemini arttırdı.


Bugün karneleri aldık ve iki haftalık ufacık bir tatile girdik. Tatil diyorum, ama dinlenme konusunda pek emin değilim. Galiba çalışmaya devam edeceğim. Hem de daha yüksek bir çalışma temposuyla. Anlayacağın tam tatil olmayacak...

Şimdi bunları bir kenara bırakma zamanı geldi. Sana yazmak istediğim bir konu var: Hayvanlar ve Sahipleri...

Bildiğimiz gibi hayvan sahiplerinin sık sık karşılaştığı saçma bir soru var:
"Isırır mı?"
Hayvanların köpek, kedi veya kuş olması hiç farketmiyor. Bu soruyu soran şahıs, hayvan sahibinin hayvanla devamlı mülakat halinde olduğunu zannediyor, herhalde. Hayvan sahibi nereden bilsin hayvanın ısırıp ısırmayacağını, o hayvanın o anki psikolojisine bağlı...

Hayvan sahipleri de az değil, onların da çok ilginç tavırları var. Geçenlerde, sahibi ile dolaşmakta olan bir köpeğin saldırısına uğradım. Köpek de köpek hani! Dalgın dalgın dolaşıyor olsam bir lokmada kolumu midesine indirecekti. Neyse ki parçalanmaktan son anda kurtuldum ve köpeğin sahibi bana :
"Kokma, aşısı var!"
dedi. O anda bir köpek olmayı galiba istedim. Çünkü içgüdüsel olarak o adamı parçalama ihtiyacı duydum. Adamın dediğine bakar mısınız? "Korkma aşısı var!" Ohhh!.. O zaman aşısı var diye yesin beni köpek...

Şimdilik bu kadar, yeniden görüşmek üzere...

HOŞÇAKAL!


Çağdaş E.... E..
8-A


10 Şubat 2009 Salı

EN ÇOK TARTIŞILAN SORULAR

23 Ocak 2001


Sevgili Günlük,

Yoğun ve sıkıcı bir dönemin sonunda seninle yeniden buluşmak gerçekten güzel.

Eee sence nasıldı bu dönem? Karnende kaç dördün var? Tamam canım sinirlenme hemen, her öğrencinin başına gelebilir bunlar. Ahhh ! şu öğretmenler yok mu? Hiç anlamıyorlar öğrencinin halinden !

Bu arada adım Seçkin... 894 numaralı öğrenci. Karnemden bahsetmiyorum. Zaten nasıl olduğunu tahmin edersin.

Şöyle bir günlüğün sayfalarını karıştırdım da en çok güldüğüm şey Caner'in Bakanlar Kurulu oldu. Ben de sınıfımızın kahramanlarını ünlülerle özdeşleştireyim dedim ve yoğun çalışmalarım sonucunda ortaya şunlar çıktı:

Ozan : IMF Türkiye Sorumlusu Tarlo Catarelli
Atacan: İsmail Türüt
Ali : Hasan Mezarcı
Hasan: Mustafa Denizli
Mustafa: Hidayet Türkoğlu
Cansu : Panter Emel
Tugrul: Tarık Akan
Neslihan A: Duygu Asena
Kuntay: Baykal Kent
Murat Can: Kemal Sunal
Caner : M.Ali Erbil
Burç : Bill Clinton
Oğuz : Memoli
Ece : Aysu
Engin : Aynalı Tahir
Hakan: Pire Ferhat
Fatih: Erkek Güzeli Sefil Bilo


Neyse şimdi bu dönemin en çok tartışılan soruları geliyor :

1. Kürtçe TV olmalı mı olmamalı mı ?
2. İbadet Arapça mı Türkçe mi yapılmalı ?
3. Af çıksın mı çıkmasın mı ?
4. AB'ye girmeli mi girmemeli mi ?
5. Emin misiniz, son kararınız mı ?
6. Oğlum siz Türkçe anlamıyor musunuz?

Benden bu seferlik bu kadar. Kendine iyi bak. Sağlıcakla kal...


NOT:
Dönem boyunca onları çok kızdırdığımız halde, bize tepki göstermeyen, hep boşveren arkadaşlarımız Ali, Atacan ve M. Can'a ;
Okulumuzu en iyi şekilde temsil eden şampiyon futbol takımı üyelerimiz Caner, Çağdaş ve Hasan'a ;
Tüm maçlarımıza gelen en vefalı seyirci Ece'ye;
İngilizce derslerinde tüm fikirlerime katılan, takım arkadaşım Ozan'a TEŞEKKÜRLER...

Seçkin K......
8-A