19 Eylül 2008 Cuma
MUSTAFA
Selam Günlük,
Ben Mustafa, uzun süren bir ayrılıktan sonra tekrar seninle birlikteyiz. Unutmadan yeni yılını ve geçmiş bayramını kutlayayım.
Söylediğim bu günler nedeniyle yapılan uzun tatilden sonra okul temposuna ayak uydurmaya çalışıyoruz. Bunun yanında haftaya başla başlayacak yazılılar aklıma geldilçe moralim iyice bozuluyor.
Böyle bir durumda sana komik şeyler yazmak kolay değil. Her neyse bunu bir kenara bırakalım.
Sana ne yazacağımı araştırırken dikkatimi çeken bir paragrafı yazmak istiyorum. Bence günümüzün insanlarının düşmüş olduğu durumu çok iyi açıklayan bir paragraf :
KAYIPLAR
"insanoğlu bir gün virgülü kaybetti. Söyledikleri birbirine karıştı. Noktayı kaybetti. Düşünceleri uzayıp gitti, ayıramadı onları. Ünlem işaretini kaybetti bir gün de . Sevincini, öfkesini, bütün duygularını yitirdi. Soru işaretini bir başka gün... Soru sormayı unuttu, her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu. İki noktayı kaybetti bir başka gün. Hiçbir açıklama yapamadı. Hayatının sonuna geldiğinde elinde sadece tırnak işareti kalmıştı. İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca. Hayatınız boyunca hiçbir şeyinizi kaybetmemeniz dileğiyle..."
Şimdi bir fıkrayla bu birlikteliği bitirmek zorundayım. Tekrar görüşmek üzere...
SANA DEMİYORUM
Temel ile Dursun birbirine küserler. Aradan hayli zaman geçtikten sonra Dursun keçisini satmak için şehre inmeye karar verir ve yola çıkar. Yolda Temel'le karşılaşırlar. Küsler ya , Temel Dursun'dan tarafa dönerek şöyle seslenir :
- O yanındaki eşekle nereye cidiysun ?
Dursun, kafasını çevirerek biraz da kızgın bir şekilde :
- O, eşek değildur, keçidur da !..
diyince Temel şöyle der :
- Sana demiyrum, keçiye diyrum da !..
Mustafa Ç.
8-A 446
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder