30 Nisan 2008 Çarşamba

MERHABA GÜNLÜK

12 Ekim 2000
Perşembe

Biliyorum sen de bu "merhaba" işinden sıkılmışsındır. Ne yazık ki TDK her konudaki gibi bu selamlaşmaya da bir çare bulamadı. Beni ilgilendirmez, ama seni düşündüğümden...

Ha ! Unutmadan adım Fatih, numaram 382... Hani söyleyeyim ki bir gün seni yeniden açtığımda , Türk filmlerindeki eski öğretmenler gibi hemen tanırsın beni. Hani varya, tüpçü içeri girer , eski öğretmenini görür. Soğuk bir lens bakar ve öğretmen öğrencisini tanır. 416 Ali bu kez dersine iyi çalışmışsın... Anlayamıyorum nasıl oluyor da bugün bırakın numaramızı , adımızı bile bilmeyen öğretmenler , yirmi otuz sene sonra numaramızla beraber bizi hatırlıyor. Bilim insanları duymasın çok kızarlar.

Adın Günlük olduğuna göre sen şimdi anı da istersin. Ama olmaz. Madem anı yok sana aynı çizgi üzerinde devam eden hayatımı anlatayım.

Evden okula, okuldan eve, git gel işini yaptıktan sonra, 18.00-21.00 arası ders çalışıyorum. Daha sonra TV seyretmek için salona gediyorum. Babam : " Oğlum, dersin ne çabuk bitti?
" Baba üç saattir çalışıyorum ! "
" Eh ! Artık sınavdan sonra görüşürüz... "
" Görüşürüz ne demek ? "

TV'de her zamanki gibi bir dizi ya da yarışma programı var. Seyrettikten sonra odamıza gidip biraz müzik dinliyoruz. Ve kapanış...

At yarışında gibiyiz. Üniversite hariç, 12 senelik bir yarıştayız. Eşşek sudan gelinceye kadar çalışıyoruz. Nerede kaldı bu eşşek ? Gelmek de bilmez ki ! Tabii o suyun başında oturup keyif çatıyordur... Suç bizde. Bu deyimi kullanınca üstünlük onlara geçti. Söz dinlemiyorlar...

Okulda ise durum aynı. Hep aynı kişiler... Öğretmenler, öğrenciler, hademeler, fotokopi makinesi tamircileri...

Sınıfta da durum aynı. Ozan'ın soğuk espiri dalgasıyla arada yapılan ince ve güzel espiriler ve Neslihan'ın aşk tanımlarıyla yaşayıp gidiyoruz.

Neyse bir dahaki sefere yazışmak üzere günlük, haftalık, aylık her neysen ise...
Görüşürüz vesare !

F.Bahadır H......

Hiç yorum yok: