4 Mayıs 2008 Pazar

BEN SANA GENE VURGUNUM

30 Ekim 2000
Pzts.

Merhaba Sevgili Günlük,

Her zamanki gibi klasik bir başlangıç diyeceğim, bu da klasik bir söz oldu çıktı. Neyse sözü fazla uzatmadan söyleyeyim. Adım Özlem... Numaram, ne işine yarayacak bilmiyorum ama, 557.

Ben bu sınıfa orta ikide geldim. İyi ki de gelmişim. Bazı arkadaşları o kadar çok seviyorum ki kelimelerle anlatamam. O yüzden anlatmaya çalışmıyorum...

Hazır bütün sınıfı pür dikkat beni dinler bulmuşken sizinle "Sevgi ve Aşk " hakkında konuşmak istiyorum. Eeee kolay değil bütün sınıfı oturtup sevgi hakkındaki düşüncelerimi anlatmak. Sen de olmasan ne yapacağız bilmiyorum !

Neyse başlıyorum. Ama başlayamıyorum. Daha doğrusu nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ama ipin ucunu bir yerden tutmak lazım. Öncelikle hepinize şunu tavsiye ediyorum:

Eğer birini seviyorsanız , ama onu gerçekten seviyorsanız , bunu, o kişiye söyleyin... Çoğu kişi bunu klasik bir öğüt gibi algılar. Öğledir de zatan. Ama bunu size çok içtenlikle tavsiye ediyorum. Her geçen saniye gelişecek bir olay, bunu hiçbir zaman yapamamanıza neden olabilir. Ondan sonra gecelerce, saatlerce ağlar durursunuz. Anneniz sorar: " N'oldu kızım, n'oldu oğlum ?" Ve daha birçok şey... Ama siz yine ağlarsınız.

Bu insanoğlunun doğasıdır. Neden bazı şeyleri söylemekten çekiniriz ki ? Bunu Shakespeare'in şu dizelerinden çıkarabiliriz:

" İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için , sevmekten korkuyor...

Sevilmekten korkuyor. Kendini sevilmeye layık görmediği için...

Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için...

Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için...

(Ve işte en önemli dize ):

Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için... "

Hepimizde bu korku vardır. Ya o, beni sevmiyorsa ! Ya beni terkederse... Daha bir sürü saçma sapan neden...
Ama bir de olumlu yönden düşünseniz... Ya o da sizi seviyorsa ? Bir de şu düşünce vardır : " Sevse söylerdi..." Peki sen neden söylemedin ? Onu delice seviyorsun ama ona söylemedin ! Ya o da senden bekliyorsa ilk adımı ? Hiç böyle düşüneniniz oldu
mu ? Hepimizin şekil A, B ve C'de görüldüğü gibi öyle düşünenler de var.

" Seni Seviyorum " bu iki kelimeyi insanlardan duymak o kadar zor ki... Söylemek de bir o kadar zor olsa gerek... Ama en candan şansınızı deneyin. Düşünün bir insanı çok seviyorsunuz ama ona söyleyemiyorsunuz. Aradan uzun bir zaman geçiyor. Onu içinizden hala atamadınız. Yolda yürürken onun en yakın arkadaşına rastlıyorsunuz ve merhabalaşma faslından sonra kızara bozara onu soruyorsunuz. Ve size : " Şimdi daha iyi, seni unutmak için çok uğraştı. Bunu başarmak üzere... " diyor.

Bu öyküyü bir yerlerden hatırlıyorsunuzdur herhalde !

O anda ne hissedersiniz ? Kaç bin dünya kadar pişman olurdunuz ? Bence bu pişmanlığı yaşamadan hayata karşı bir hamle yapın ve o kişiye , onu sevdiğinizi söyleyin...

Bazılarımız vardır, gidip de karşısındaki insana "Seni Seviyorum" demesi gerekmez. Nasıl becerdiyse bunu ? Onun gözlerinden anlamıştır...

Arkadaşlar, gerçekten kişinin sizden hoşlandığını , gözlerinden anlamanın yolunu, bilen varsa ( Bilenin olduğunu , adımın Özlem olduğu kadar eminim, ama sadece resmi bir duyuru ! Şu anda bazılarınızı gülerken göreceğime eminim.) ... Uzun lafın kısası , duyguları gözlerden anlama yolunu hayırsever bir vatandaş öğretebilirse fena olmaz hani !!!

Bir de şu var . Kişiyi sevdiğinizi ona söylemediniz. Ama bir de bakıyorsunuz ki o başkalarına : " Bu beni seviyor. " demiş bile... Nasıl oluyor bu kendinden eminlik ? Bence çok yanlış bir davranış. Hiçbirinize tavsiye etmem.

Bazı zamanlar, kendinizin bile bizden beklemediğiniz davranışları sergilersiniz. Ama bu , o günün ve o anın şartlarının gerektirdiği bir durumdur. Kendiniz de pişman olursunuz , ama son pişmanlık fayda etmez...

Benden bu kadar, ama seni bir Günlük de olsan , şiirden mahrum etmek istemem. Bir iki şiir patlatayım bari !

ESKİSİ GİBİ

Seneler sürer günüm
Yalnız gitmekten yorgunum
Zannetme sana dargınım
Ben gene sana vurgunum.

Başkalarına gülsen de,
Senden uzak kalsam da,
Sevmediğini bilsem de,
Ben gene sana vurgunum.

Dağları aşınca başım,
Geri kaldı her yoldaşım.
Gel sevgilim, gel kardeşim
Ben sana gene vurgunum.

Gönlüm seninkine yardı.
Aynı şeyleri duyardı.
Ayaklarımız uyardı.
Ben gene sana vurgunum.

İtilmiş , tekmelenmişim.
Doğduğum günde yanmışım.
Yalnız sana güvenmişim,
Ben gene sana vurgunum.

( Sabahattin Ali )

Bir de hepimizin olmasa da çoğumuzun vardır, kendini anlatan şiirleri... Ben de öyle dertli bir anımda yazmıştım bir tane. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum ...

BEŞ PARA ETMEZSİN

Sendin dün yolda gördüğüm.
Yolda gördüğüm,
Gözünün içine baktığım.
Birçok şey bekleyip
Hiçbir şey duyamadığım.
Nedendir diye düşündüğüm,
Nedendir bu tavırları,
Bu inadı,
Telefon açtığımda,
Sıradan sözcükleri,
Beni tersleyişleri,
Mor rengin bana çok yakıştığını söyleyişleri...
Çoğu kez düşündüğüm,
Düşündüğüm ve kendimi tutamayıp
Uğruna ağladığım...
Kopmayı hazmedemeyeceğim,
Asla ve asla ayrılmayı göze alamadığım.
Benim ve onun ismini , ayrılık , sözcüğüyle birlikte,
Yapıca olumlu bir cümlede , kullanmak istemediğim.
Su içtiği şişeden hiç iğrenmeden,
Ağzımı dayayarak su içtiğim.
Gıcıklıklarına karşılık veremediğim.
Nedense nefret etmek istedikçe
Daha da çok sevdiğim.
Tabii ya ! Sendin,
Sendin benim aşık olduğum.
Ama bil ki bende bu aşk olmasa
Beş para etmezsin...


Evet... Beklediğiniz son geldi. Sizi sıktıysam, bazılarınızın kafasını küçük küçük taşlarla da olsa acıttıysam özür dilerim. Tekrar görüşünceye dek hoşçakalın !

Özlem K......
8/A- 557

Hiç yorum yok: