18 Ekim 2000
Çarşamba
Herkes gibi ben de sana şu merhabalardan sıkıldığını hatırlatarak başlayacağım. Eee peki, diyeceksin , Madem biliyorsun niye hep öyle başlıyorsunuz ? Çaresini bilsek öyle olmayız.
Benden önce senin narin, güzel, bingo beyazlığındaki sayfalarına yazan Seçil arkadaşımızın yazısını okudum ve başlangıcını çok beğendim. Sadece "Merhaba" demiş. Ne günlük ne başka bir şey... Bu da şey gibi olmuş.Mesela: " Merhaba, yeni bir yayın döneminde yine birlikteyiz."
Çarşamba günü Almanca Öğretmenimizin verdiği ödeve göre sınıfımızdaki değişiklikleri yazacağız. Bence sınıfımızda fazla bir şey değişmedi. Fakat değişimlerden biri arkadaşımız Damla.
Ayrıca Ozan arkadaşımızın espirileri birden buz gibi oldu. Hatta bazıları espirilikten çıktı. Bir insan bu kadar çabuk soğumamalı. Yer kabuğu bile yavaş yavaş soğudu. Senin anlayacağın kendini soğuk espirilere adadı. İşin kötü tarafı bu espiriler hiç bitmiyor.
Şimdi pat diye konuyu değiştireceğim. Ve sana başımdan geçen iki olayı anlatacağım.
Birincisi şöyle :
Geçen sene dershaneye gitmek için ulaşım araçlarından yararlanmak zorundaydım. Buraya kadar hiçbir sorun yok. Fakat bir gün eve dönerken, dolmuşta boş bir yer arıyordum. Ve piyangodan çıkmış gibi bir sarhoş çıktı bahtıma. İlk oturduğumda rakı kokusunu parfüm sanmıştım ki adam konuşmaya başladı. Tabii ben bir şey anlamıyorum. Meğer adam benimle ilgili sorular soruyormuş.
Adımı söyledikten sonra adam beni soru yağmuruna tuttu. Kırkbeş , elli dakikada tam yedi kez ismimi; altı kez kimin çocuğu olduğumu ( hatta bunu üç kez peşpeşe sordu.) ; beş altı kez nerede oturduğumu; on kez de kendisini tanıyıp tanımadığımı sordu. Aramızda geçen konuşmalar ise şöyle :
- Nerede oturuyorsun ?
- Kilimli'de.
- Hımm Kilimlî'de...
- Evet.
- Güzel. Kilimli'de di mi ?
Yani resmen geyik muhabbeti yaptık.
İkinci olay ise şöyle :
Üç veya dört hafta önce apandist tehlikesiyle acile gittik. Meğer değilmişim. Her neyse . Okula rapor almak için hastaneye tekrar girdik. Ve kimi görelim ? Otuz sene önce annemin apandistini teşhis eden doktoru... Hala orda, aynı odada, aynı koltukta, aynı masanın arkasında... İşin komik tarafı annem , hiç değişmemiş , dedi.
Sanırım onu emekli etmek için çok uğraştılar fakat koltuğa yapıştığı için edemediler. Çünkü beni koltuğuyla muayene etti. Veya başka bir çare var; onu annemden sonra mumyaladılar. Bugün çözdüler ve aynı...
NOT: Bir matematik problemi şöyle :
" Babam M sayısını 15 ile çarpmamı istedi. Sonucu 720 buldum. Fakat sayının 4 olan birler basamağını 8 almışım. "
Öyle bir soru ki devamını şöyle istiyor :
" Sonra birden uyandım. Meğer kabusmuş. Birden rahatladım. Hemen gidip babama baktım. Ne güzel uyuyordu..."
vs.
Seni çok özleyeceğim.
GÜLE GÜLE...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder