13 Mayıs 2008 Salı

GÖRÜŞME GÜNÜ

11 Aralık 2000
saat: 22.20


Merhaba Günlük,

Yine üşüyorum, ama Ozan 'ın soğuk espirilerinden değil. Balkanlardan gelen soğuk hava yüzünden üşüyorum. Yarın için ne yazılı var ne de ödev ( Tabii benim bilmediğim İngilizce ödevi hariç !) .
Bugün Vatandaşlık yazılısından çıktık. Bu, iyi geçen ikinci yazılım oldu. İlk iyi geçen de birinci Vatandaşlık sınavıydı.

Sınıfta 100-200 soru çözenlerin sayısını sayarken ; dokuz saat yazılıya çalışanların , nasıl çıldırmadığını düşünürken vakit geçiyor...

Her sabah uykudan yarı uyanmış olan biz , Anadolu Lisesi, H.... Bey'in " İ...... Herifler! " diye bağırmasıyla gözlerimizi tam açıyoruz. Ve kime ya da kimlere dedi acaba diye bakıyorken , Günaydın, İyi Dersler olayı bitiyor ve sınıflara çıkıyoruz. Sınıfta da , oturacağımız sıraya tükürüp de köşelere sığınan , ne olduğu belirsiz , kişilere laf ( küfür) atmamızla ders başlıyor.

Dan, dun, 5-4-3-2-1 dakika var derken ders bitiyor. Tabii diğer derslerde böyle... İngilizce hariç ! İngilizce dersinde dakikayı sorana 5 ders saati ağır hapis cezası veriliyor. Bu şahıslar da boşuna sevinmesin, aftan faydalanamıyorlar...

Af derken, affa girmek istemiyorum, çünkü cuma günü de "AF" konulu münazaramız var... Her şey o gün belli olacak !

İngilizce dersinde kalmıştık. S...... Hanım sayrsinde ana dilimizi unutacağız ve hatta ibadetimizi İngilizce yapacağız... Allah göstermesin !

Nedendir bilmem , İngilizce öğretmenimiz hep benle uğraşıyor. Derste hep in English olarak benim uyuduğumu belirtiyor. Tabii ben anlamasam da , öğretmen anlatmasa da " Don't sleep don't speak " benim ve öğretmenim arasında anı olarak kalacak.

Ramazanda olduğumuz için öğle tenefüssünde vakit nasıl geçiyor deme... İngilizce için verilmiş, benim duyamadığım , bir iki sayfa ödevle geçmekte. Öğretmenimiz ödevi İngilizce söyleyince , ben anlayamıyorum ve okulda öğle teneffüslerinde yapıyorum. Bence bu en iyisi... Ödevi anlayarak yapıyorum. Nasıl mı ? Bir sağdan, bir soldan sora sora , kavraya kavraya yapıyorum... İngilizce seni sıktı biliyorum. Fakat kusura bakma, İngilizce hakkında , Türkçe konuşabildiğim tek kişi sensin.

Şu bayram gelse de , o meşhur ON GÜNLÜK TATİLİ doyasıya yaşasak ! İlk işim on bire kadar uyumak... Daha sonra gerisi gelir.

Saat on bire geliyor. Aaaa zil çaldı ! Ne zili acaba , demeyin. Benim uykum geldi. Uzatmalarda sana bir şiir yazmak istiyorum. İnşallah penaltılara kalmayız, o sabahı buluruz...

GÖRÜŞME GÜNÜ

Çocuğumla demir bir parmaklık konuldu aramıza
İki buçuk yaşındaki çocuğumla

Ulaşmak istedi bana çocuğum
Kafese çarpan bir kuş duygusuyla

Çocuğumla tel örgüler konuldu aramıza
Kalın tel örgüler iki sıra

" Saklanma Baba " dedi çocuğum
Sitemle, çırpınan bir bakışla ...

Çocuğumla bir uçurum konuldu aramıza
Sevinci nefretten kesin çizgilerle ayıran uçurum.

Ve ben - aptal gibi - hala
" Bu denli kötü olunamaz " diye düşünüyorum.

Ataol Behramoğlu


Engin S......
8-A

Hiç yorum yok: