28 Kasım 2000
Salı
Sana şu soruları sormaktan kendimi alamıyorum...
"Dönüp dolaşıp aynı kişiye gelmek hoşuna mı gidiyor ? Bundan nasıl bir zevk alıyorsun ? Zevk alıyorsan, niçin ? Bundan nasıl zevk alınabilir ki... Sen sadist misin ? "
Bunları bir ara yanıtlarsan sevinirim...
Yazılı olmayan ve mutluluk sınırlarımızı zorladığımız sabahlardaki ilk konuşmalar :
- Ne haber la ! Dün akşam nasıldık ama ? Galatasaray süper kupayı aldı, olum...
- Olsun , Fener de Galatasaray'ı yeniyo, demek ki Fener daha iyi...
Beşiktaşlılar her iki takımı yenmelerine karşın hiç de kibirli davranmazlar. Ve :
- Beşiktaş da iyi takım, hatırlatmakta yarar var ...
- Hagi, kırmızı kart görmeliydi !
- N'apıyım ?
- Hehe... palavraya bak !
Yazılı olan ve stresli olduğumuz sabahlardaki " Günaydın " kelimesiyle yer değiştiren bazı yapıtlar :
- N'aber la !
- Yazılı kaçıncı saat ?
- Hiç çalışmadım...
- V132 kök dışına nasıl çıkıyo ?
- Sizin pilot kaleminizin çıkş izni var mı ?
- Yaaa suss Ozan !
Günlük diye hitap edilen, aslında ne olduğunu kestiremediğim muhterem yaprak parçası ... Sana aşağıda bulunan Anayasa'yı yazıyorum. Yiyosa okuma !
Madde 1 : Altı ya da sekiz ay önce ağzımızdan çıkan herhangi bir söz aleyhimize kullanılamaz...Sarfedilen her kelime bir hafta sonra geçersiz kabul edilecektir...
Madde 2 : Eğer mankenler gibi giyinmeyecekseniz , bizim de Jones Bond gibi davranmamızı beklemeyin...
Madde 3 : İki farklı şekilde yorumlanabilecek bir laf edersek ve sizin anladığınız şekli , sizi kızdırıyorsa , kastettiğimiz kesinlikle diğer anlamıdır...
Madde 4 : Dergilerdeki her testi birlikte çözmek, ne sizin ne de bizim ilgi alanımıza girer.
Madde 5 : Başka kadınlara bakmamıza kızmayın. Diğerlerine bakmazsak, sizin güzelliğinizi nasıl takdir edebiliriz !?
Madde 6 : Cinin görünmesini istemiyorsanız, lambayı ovalamayın...
Madde 7 : Maç izlerken söyleyeceğiniz şeyleri reklam aralarına sokmayın !
Madde 8 : Kısa tişörtler giyip göbek deliklerini açıkta bırakan kızların, kendilerine bakılmasından rahatsız olma hakları yoktur...
Madde 9 : Otomobille giderken en ufak sarsıntıda , " Sonumuz geldi ! " diye bağırmayın ...
İşte böyle yaprak Parçası ... Okul, yazılı, Fifa 2001, sosisli derken hayat geçip gidiyor. Sana hayattan zevk almanın, dolu dolu yaşamanın sırlarını vereyim :
1- Sev.
2- Herkesi olduğu gibi kabul et.
3- Kendini aramaktan vazgeç ; o, seni bulacaktır.
4- Geçmişini sev.
5- Pişman olacak bir kusur işleme.
6- Şayet işlersen, pişman ol, pişman olmak iyidir.
7- Affetmeyi büyüklük bil. Sadece bilmekle kalma, uygula.
8- Birini seversen, bunu ona mutlaka söyle.
9- Biri seni seviyorsa, bunu kimseye söyleme.
10- Ağla. ( Ben sevmem ama yap işte... )
11- " Vur, fakat dinle ! " atasözündeki anafikri çıkar. Çıkardığın anafikri beyninde iyice yoğur. Artık hayatında kullanılmaya hazırdır.
12- İnsanları kırmaktan kork.
13- Yukardaki maddelerin hepsine uy.
14- Bu hayat Galatasaraylı olmaya değmez. Sakın böyle bir hata yapma !
Hazırcevap insanları sever misin ? Seni bilmem ama ben severim. Bence hazırcevap insanlar çok zeki oluyor. Kendilerine söylenen bir sözü , anında yorumlayıp aksini iddia edici sözler sarfederler ve karşılarındaki insana soğuk terler döktürürler. Örnek olarak aşağıdakileri okuyayım :
* Dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü Filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta , zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan , kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa :
- Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem ! der.
Diyojen :
- Ama ben çekilirim !..
* Dostlarından biri Fransız kralı 15. Lui 'ye :
- Majesteleri, akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü ? Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı güler :
- Gerçekten ilginç bir fikir... Bu buluşunuza karşılık sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum !..
* Bir toplantıda , bir genç Mehmet Akif Ersoy'u küçük düşürmek için :
- Affedersiniz , siz veteriner misiniz ? demiş.
Mehmet Akif Ersoy, hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş :
- Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu ?
* Sultan Alparslan, 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla :
- 300 Bin kişilik düşman ordusu, bize doğru yaklaşıyor. demiş.
Alparslan, hiç önemsemeyerek şöyle der :
- Biz de onlara yaklaşıyoruz...
* Bir filozofa sormuşlar :
- Şansa inanır mısınız ?
Filozof :
- Evet... Yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım ?
İNTİHAR
Kimse duymadan ölmeliyim
Ağzımın kenarında
Bir parça kan bulunmalı
Beni tanımayanlar
"Mutlak birini seviyordu." demeliler.
Tanıyanlarsa " zavallı" demeli
" Çok sefalet çekti. "
Fakat hakiki sebep
Bunların hiçbiri olmamalı. ( Orhan Veli)
Dönüp dolaşıp bana geleceğini biliyorum. Muhterem Yaprak Parçası , Görüşmek Üzere...
Tuğrul M......
8/A
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder