Ben beyaz atlı prensin... Adım Oğuz. Sınıf listesinde on birinci sıradayım. Numaram 421. Aslında benim numaramı öğrenince başın göğe ermiyor ama olsun.
Sana bu yazıyı TV önünde yazıyorum. Televizyonlarda bildiğin gibi yarışmalar ve dizi ambargo koymuş. Çarkıfeleğin sululuğundan , Ağırlığınca Altın'ın salak sunucusunun laflarından, Kim 500 Milyar İster Yarışması'nın sunucusunun psikopat psikopat bakışlarının arasından geçilmiyor.
Gelelim anımıza... Arkadaşlarımın da bildiği gibi hayatım macera dolu. Size güzellerinden birini anlatayım.
İlkokul dörde gidiyordum. Bir yaz günü sabah uyandım. Pazar günü olduğu için beş altı saniye süren bir "ohhh!" çektim. Yine o güzel pazar günlerinden dedim. Yatağımdan kalktım, tuvalete gittim. Saçı başı karışmış bir tip gördüm aynada. Aman Allah'ım o benim! Sonra aynaya bakıp " Ne bakıyorsun be ? " dedim. Ve elimi yüzümü yıkadım. Tuvaletten 1 mls hızla çıkıp ivmemi sıfıra düşürdüm. Fizik dersine ayıp olmasın diye . Tam önümdeki masayı solluyordum sakarlığım tuttu, duvara gömüldüm. Annem : " Ah Oğuz ahhh ! Yine bir yerini vurdun. " diye söylendi.
Güzel bir kahvaltı masasına oturduk. Kahvaltımı yaptım, biraz televizyon izledim. Dışardan bir ses : " Oğuzzzz Oğuuzzz! " diye bağırıyordu. Balkona çıktım. Bizim mahalle korosu " Dışarı çıksana, Gırgırmatik oynarız ! " diye bir şarkı söylüyordu. Arkadaşlara ayıp olmasın diye üstümü giyinip dışarı çıkmak isterken merdivenlerden düştüm. Sakın bütün bu sakarlıkları anormal algılama. Normal halim...
Nerede kalmıştık ? Haa kart oyunu oynamaya gidiyorduk. Kart oyunu bayınca kauçuk topla bir futbol maçı çevirdik. Maç bittikten sonra eve dönerken Tuğrul arkadaşım topu balkona kaçırdı. Ben alırım diye bir bilmişlik yaptım. Yapmaz olaydım !..
Ben balkona çok çıkmıştım. Üçüncü kattaydı. Kafam kadar pencereden önce sağ bacağımı, sonra sol bacağımı geçirdim. Önümü pencereye döndüm. Bir anlık denge kaybı yaşadım. Pencereyi tuttum, pencere kapandı ve ( ipsiz bunge jumpiny.) havada baş üstü çakılırken döndüm ve çeneme bir kapak girdi, bir de kolum kırıldı... Havada uçmak güzel ama işin içine yere çakılmak girince kötü oluyor. Yere düştüğümde bütün vücudum uyuştu. ( Arkadaşlara okuyacağım için biraz abartma katılmıştır. KDV katkısı... ) İmdat diye bağırdım. Komşumuz sağ olsun, evden fırlayıp arabasıyla hemen beni doktora götürdü. Kolum kadar iğneler yapılırken ben dayanamıyordum. İç organlarıma baktılar, beynime baktılar. Beynime bir şey olmamış. Ama arkadaşlar öyle düşünmüyor !
Ve final. Sedyeyle kırıkçının yanına gittik. Kolumun kırığını alçıya alacaktı. Pis pis baktı sonra kolumu çekmesiyle benim bağırmam bir oldu. Daha sonra taş gibi eve döndüm. " Geçmiş olsun Oğuz!" sözleri beni mutlu ediyordu ama en çok alınan hediyelerle mutlu olmuştum.
Tabii sen rahatsın günlük. Çevren ciltli. Sana bir şey olmuyor. Ohh ne güzel ! Biz kırıklarla uğraşırken sen sapasağlam otur. Seni sıktım galiba. Sesin soluğun çıkmıyor. Tamam tamam çok sıktım seni. Seni bırakıyorum. Eminim ve son kararım...
Görüşürüz...
Oğuz A.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder