14 Kasım 2000
Salı
SELAM GÜNLÜK ,
Ben , Ali arkadaşımızdan sonra ve Ece arkadaşımızdan önce gelen 923 Gamze B..... isimli 8-A ahırının bir üyesiyim.
Ahh bir bilsen şu cümleyi kurarken çektiğim onca cendereyi !
Her neyse... Biliyor musun şu " 923 Gamze B....... " girişi bana ne hatırlattı !
Güzel ülkemizde çekilen ve zamanında Hülya Koçyiğit , Türkan Şoray gibi artistlerin oynadığı Türk filmlerini... Bu filmler canlandı birden gözümün önünde.
Elimizde bir adet Türkan Şoray vardır ki kendisi filmin baş kahramanı olmakla birlikte, annesinin ölümüyle amcası Çetin Bey'in yanına yerleşir. Çetin Bey ise fabrikatör Necmi Bey'in oğlu olmakla birlikte genellikle Ediz Hun'un canlandırdığı zengin, mirasyedi ( Altını çizerek söylüyorum.) bekar ve yakışıklı yeni fabrika sahibidir. Türkan Şoray amcasının yanına okumaya gider ve çok başarılı olur!.. Hatta öyle başarılı olur ki kırmızı kurdeleli diplomasını film başladıktan tam 15 dak. sonra almayı başarır!.. Hem de " Okul Birincisi " sıfatıyla ! Ne saadet... Tanrım, ne saadet ! Sonra tabii hayata atılır. Yalnız kader ağlarını örer. Ve o da hayatın güçlükleriyle yüzleşir.
Derken bir gün , koca İstanbul'da nasıl rastlaşırlar onu hala anlayabilmiş değilim , bizim kırmızı diplomalı Türkancık, lisedeki öğretmenlerinden biriyle karşılaşır. Ve işte benim girişe benzeyen bir tanışma, daha doğrusu karşılaşma sahnesi oluşuverir !..
Türkancık :
- İyi günler ! Sizi birine benzetiyorum, deminden beri... Acaba hiç filanca lisede öğretmenlik yaptınız mı ?
Nine veya dede statüsüne gelmiş öğretmen, görmeyen gözlerini Türkancık'a iyice yapıştırarak :
- Evet evladım ! Yalnız seni bir an için çıkaramadım !
Türkancık :
- Efem, ben Türkan ! Şu filan yılda okul birincisi olan...
Nine veya dede statüsüne gelmiş , gözleri iyi görmeyen öğretmen :
- Aaa... Tabii, tabii... Sen 671 Türkansın !
Evet Günlük ! İşte bu sahneye bitiyorum. Valla annemle muhabbet ederken şöyle eskilerden, her şeyin eskiden çok farklı olduğunu söyler. Sürekli :
" Bizim zamanımızda...... , Bizim kuşakın geçirdiği günler... "
gibisinden cümleler kullanır.
Ama inan, onu şimdi gören, daha doğrusu görmeye çalışan nine veya dede statüsüne gelmiş, gözleri iyi görmeyen öğretmenleri dahi tanıyamıyor. Onun için çok merak ediyorum, biz acep hangi çağdan kalma Ediz Hun - Türkan Şoray filmlerini hala izliyoruz ?! 1946 öncesi galiba !
Yalnız, insan izleyince özenmiyor da değil hani ! Biz haftalarca , süeter veya kazaklarımıza montelediğimiz isimlere rağmen , yine " şişşşt kızım ! Sen değil yahu ! İki sıra önünün cam tarafından ikinci duranı ! Evet, evet sen !.. " diye çağrılmamız biraz ilginç. Ama hak vermemek de zalimlik olur. Ne de olsa Anadolu Lisesinin bilmem kaç sınıfında derse giren öğretmenimiz çok yorgun oluyor ! Acaba onun yorgunluğunu nasıl unutturabiliriz ! Üniversite öğrencisi gibi oturup da ders dinler gibi görünüp felaket mature olarak olur mu ? Yoksa pili bittiğinde ki , Allah göstermesin , susan ve ders dinlemekten başka bir işe yaramamaya ( Tabii bir de sınavlarda iyi not almak var. ) çalışan öğrencikler olarak mı ? Ahh nasıl, ah nasıl ! Bir bilsek !
Neyse şunu keseyim... Hocanın soğuk bakışları karşısında vücut ısıma sahip olabilmem açısından sana başka bir şeyler saçmalayayım.
Ah Günlük ah ! O kadar isterdim ki, gözlerin olsun ! Yani şu dünyada Reha Muhtar'ı görmeden ve mantık dolu " Türkiye'nin en iyi haber bülteni " isimli komediyi sunarken girdiği şekilleri izlemeden ölmeyi Tanrı düşmanımın başına vermesin ! ( Kusura bakma Günlük, TV'nin ve özellikle de SHOW TV'nin karşısında saat 19.30 'da yazmaya başlamak böyle yapıyor insanı. )
Şimdi de MIKNATIS ADAM diye haberlere çıkardığı adama kızıyor. Daha doğrusu kendine kızıyor, adam nasıl olmuş da metalleri çekerek Reha Muhtar'dan daha da mucizevi olmayı başarmış diye ! Tanrım sen aklına malik ol, şu hayırsever Reha'nın ! Çünkü biliyorsun, o da olmasa biz ne yazarız GÜNLÜK'e ?
Sıkışan açıyor Reha'yı , izliyor Türkiye 'nin en iyi haber bültenini, sonra aklına gelenleri de ekliyor. Reha'nın potlarının peşine ve en azından bir şeyler yazmış oluyor benim gibi.
Ooooo ! Bakıyorum da daha yapmam gereken bir çok şey var ! Eeee... Çantamı daha yeni açtım. Bakalım yapacak ne gibi ödevler çıkacak içinden ! Eee, masaya oturunca da ders çalışmadan kalkmak edepsizlik olur di mi ? Anla artık halimi !
Hade, sağlıcakla kal emi ! Umarım bir daha elime geçtiğinde benim gibi üşütmüş bir şekilde bulmam seni ! O sebepten ikinci ve son kez SAĞLICAKLA KAL GÜNLÜK !
NOT : Ohhh bee ! BİTTİ !..
Gamze B......
8-A 923
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder