6 Aralık 2000
Çarşamba
Merhaba,
Ben Fatih... Yine senin o belirsiz renkteki sayfalarına , belirsiz renkteki şeyleri yazacağım. Böyle konuşuyorum, çünkü sınıfta bir şeyleri ispatlama yarışı var. Eğer bir adam yoğurtun siyah olduğunu kabul ettirebiliyorsa pek ala bu sayfalar turuncu olabilir ve ben de seni klorlamak yerine lacivertleyebilirim...
Bakıyorum da artık sana sadist misin gibi sorular ve değişik kanunlar yazılıyor. İlk önce sana yöneltilen sorulara ,
"Sana ne ? " cevabını , senin adına verirken yazılan hiçbir kanunu , sınıfın abisi olarak onaylamıyorum.
Seçil, şöyle bekleyedursun şunu söylemek istiyorum : " Eğer aşk , kızların manken gibi ; erkeklerin de James Bond gibi olması ise ben aşık olmak istemiyorum.
Bu arada Cansu'ya, küçüklüğünden hiçbir farkı bulunmadığını söylemek istiyorum. Ve diyorum ki Ey Cemaat-i Yazar kitlesi, yazılarınızı sık ve düz yazınız ki günlüğün verimine erişebilesiniz. Şüphesiz ki o, bizi bıkıp usanmadan dinleyen ve bize karşı gelmeyen yeğane varlıktır.
"Bu hayat Galatasaraylı olmaya değmez ! " diye, ne olduğu belirsiz bir şeyler yazılmış sana ... Cümle diyemeyeceğim, çünkü her şeyin bir onuru var. Ben de şöyle bir şey diyorum : Bu hayat tabii ki Beşiktaşlı olmaya değer , ama hacminizin standartların üzerinde olması lazım. Bu sözleri sınıftaki bütün Beşiktaşlılara gönderirken, aralarında paylaştırmalarını istiyorum. Yoksa bunu yazana yazık olacak.
Bazı konulardan geri kaldığımı hissediyorum. Ne ünlülerin sesinden anons yapabilen bir cep telefonum ne de duvarlara yazabilecek bir takma adım...
Haa unutmadan söyleyeyim. Üç aralık pazar günü 15 yaşına girmiş bulunuyorum. Ve bunu hatırlamayan dostlarıma teessüflerimi arz ederken ( Bundan böyle resmi olacağız !) şu sözü söylemek istiyorum: " Unutulanlar, unutanları asla unutmazlarmış."
Fen Lisesi tercihlerimizi de yapmış bulunmaktayız. İlk tercihimin Ankara Fen Lisesi olması , beni rahatsız ediyor. Kazanamayacağımı bildiğim halde içimi bir korku basıyor. Eğer sorarsan ki ' Madem yazdın, niye korkuyorsun ? ' Ben onu on iki tercih hakkına saygısızlık olmasın diye yazdım. Ama pişmanım. Çünkü her ne kadar da , doğum günümü hatırlamasalar da Ve aralarında bir sığıntı olarak yaşasam da onlardan ayrılmak, beni gerçekten üzer... ( Mesaj çekecek telefonumuz olmasa da , dilimiz var çok şükür. )
Ve bu arada ben günlüğünü yazarken Galatasaray da destanında düzeltmeler yapmakta...
Sana bir şiirle veda etmek istiyorum. İyi bir ay geçirmen dileğiyle...
" Bu akşam da sensizliği ağulara sarıp içtim.
Kaybettikten sonra anlıyor insan.
Meğer hiç kimseyi senin kadar sevmemişim
Bir dönsen
Yıldızları sermez miyim ayaklarına,?
Geldiğin yollara toz olmaz mıyım ?
Uykuların unuttuğu gözlerim yine tavanlarda
Ne vardı , diyorum ahh! Bir döseydin sen de
Şarşörüne hasret sürdün sazımın
Şimdi yine hüzün işgalinde yüreğim.
Ve ben hala mor salkımlı o sokakta
Bıraktığın yerdeyim..."
Fatih Kısaparmak
Fatih H......
8-A
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder