5 Mayıs 2008 Pazartesi

VATANDAŞ NERESİNİ SİGORTALATSIN

11 Kasım 2000
Arefesi


Merhaba Günlük,

Ben Çağdaş... Bir yıl aradan sonra yine beraber olmak ve sana yazmak, bana büyük zevk veriyor. Bu yıl da sana kafamı kurcalayan birkaç konu hakkında yazmak istedim...

Birincisi, İnsanlarımızın Garip Davranışları :

Bazen ne yaptığımız anlaşılmasın diye sergilediğimiz davranışlar; yaptıklarımızın daha çabuk anlaşılmasına neden oluyor. İçkiyi gazete kağıdına sarmak gibi... Bu durum , kişiyi hemen ele vermektedir. İçki içtiğinin anlaşılmasını istemeyen armut kafalı kişi , içki şişesine gazete kağıdı sarar ve içkiyi bu şekilde içer. Vatandaşın içki içtiği gün gibi ortadadır ! Çünkü hiç kimse , meyva suyunu veya günlük , gaz yapmayan , uzun ömürlü sütü, gazete kağıdına sarıp içmez...

İkinci Konu :

" On Milyon Türk Lirası " . Bu paranın özellikleri saymakla bitecek gibi değil. Ama en belirgin özelliklerini soracak olursan büyük bir keyifle sıralarım:

- Tam yedi tane sıfır var. Paradan sıfır atılırsa ne olacak, diye üzülmemize gerek kalmadı... Kaç tane sıfır atılırsa atılsın , yeni paranın üzerinde yine de bol miktarda sıfır kalacak...
- Çok güvenli, kesinlikle taklit edilemez...
Enflasyonmatik güvenlik sistemi kullanılmış. Taklit etmeye kalkanın vay haline ! Taklitçi daha paranın kalıp işlerini bitirmeden değeri yarı yarıya düşeceği için böyle bir şeye kesinlikle cesaret edemeyecek.
- Kavuniçi ve kırmızı renkler hakim olduğundan, zenginlerimiz düğünlerde dolar yerine bunu tercih edecekler. Havaya saçıldığında romantik bir gün batımı havası verirken, beyaz gelinliğin üzerine düşenler de gelincik tarlasını andırarak geline ayrı bir şıklık kazandıracaklardır.

- Ön yüzünde her zaman olduğu gibi Atatürk Portresi var. Işığa bakıldığında ise Atatürk Portresi'nin çok kızgın ve gözlerinin dolu dolu olduğu görülüyor...

Sence çocuklarımıza , okul harçlığı olarak bir trilyor mu yoksa iki trilyon mu veririz ?

Üçüncü Konu:

Jennifer Lopez 'in kalçalarını 162,6 trilyona sigortalatmasından sonra VATANDAŞIN da vücudunu sigortalatması... Hem de her bir parçası 80 milyon net...
Vatandaş , vücudunu sigortalatmaya mükemmel midesinden başladı. Aynı zamanda bacaklarını, gözlerini, ağzını ve ellerini de sigortalatmaya layık gördü.
Vatandaşın midesi ne bulsa hazmeder, yemek seçmez. Açlık hissi yok denecek kadar azdır. Küçük ebadı ve büzüşük yapısı ayrı bir şirinlik verir.
Bacaklar ise otobüse, taksiye, dolmuşa yapılan zamlardan hiç etkilenmez. Yürür... yürür... yürür... Görünüşte çırpı gibi durur ama ceylan gibi zariftir...
Gözlerin en büyük ve tek özelliği ise ekmekten başka bir şeyi görmemesi... Bakar ama görmez. Görse bile bilemez. Bilse bile diyemez...
İçinde dil olması , ağzı, vazgeçilmez ve eşsiz yapan en büyük özelliğidir. Vitrindeki fiyatlara baka baka sürekli açık kalan ağız, adeta görenleri büyülüyor...
Ellerin ise avuç içlerinin yukaru bakması, uzmanlar tarafından hala tartışılmaktadır. Kimine göre , yetkililerden yardım istemektedir, kimine göre de yetkililerden ümidi kesip Allah'a yakarmaktadır. Ama her ne olursa olsun sigortalanmaya layık görülmüştür...

Uzmanların yoksulluk sınırını 560 milyon , açlık sınırını da 178 milyon olarak açıklamasından sonra vatandaşın orasını burasını sigortalatması zor olsa gerek !..

Tekrar görüşünceye dek HOŞÇAKAL !

Çağdaş E. E
910

Hiç yorum yok: